Damga Vergisine Tabii Olan Sözleşmeler

Kira sözleşmesi, kefalet sözleşmesi, tahkim sözleşmesi, abonelik sözleşmesi, mesafeli satış sözleşmesi, taksitle satış sözleşmesi, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi… Peki bu sayılan ve devam eden sözleşmelerin ortak noktası nedir? 

Yukarıda saydığımız ve devam eden bu sözleşmelerden herhangi birini imzalamış ve resmi kurumlara ibraz etmişseniz karşınıza ödemeniz gereken bir vergi türü olarak Damga Vergisi çıkacaktır. 

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun ek 1 sayılı tablosuna göre belirli birtakım sözleşmeler üzerinden yapılacak işlemler sırasında, sözleşme bedeli üzerinden yahut matbu değer üzerinden damga vergisi alınacaktır. 

Sözleşmelerinizi kolayca oluşturmak ve düzenlemek için şimdi ücretsiz kaydolun!

JETLEXA Ekibi

Örneğin 2020 yılı için uygulanmak üzere yayımlanan 64’Nolu Genel Tebliğ uyarınca; 

1.Akitlerle ilgili kağıtlar: 

  1. Belli parayı ihtiva eden kağıtlar: 
  2. Mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknameler  
  3. Kira mukavelenameleri  
  4. Kefalet, teminat ve rehin senetleri  
  5. Tahkimnameler ve sulhnameler  
  6. Fesihnameler 
  7. Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlara ilişkin ön izin, irtifak hakkı veya kullanma izni sözleşmeleri 
  8. Resmi şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri 
  9. Resmi dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin yaptıkları ihalelerde, ihaleyi yapan idare ile düzenlenen sözleşmeler
    Ve devamında sınırlı şekilde sayılan sözleşmelerden, kanunda belirtilen nispi oranda veya maktu bedel üzerinden damga vergisi tahsil edilir.  

DAMGA VERGİSİ NEDİR?

Damga vergisi esasen adından da anlaşılacağı üzere kişiler ve kişiler ile kurumlar arasındaki sözleşmelerin geçerliliğini kanıtlayan kağıtlardan alınan vergi türüdür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre vergi ödevi;

VI. Vergi ödevi  

Madde 73 – Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.

Yukarıda anılan şekilde düzenlenmiştir. 

488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu 1.7.1964 tarihinde kabul edilmiş olup 11.7.1964 tarihli Resmî Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 

Belirtmek gerekir ki damga vergisi yapılan işlemlerden değil, işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan alınır.

DAMGA VERGİSİNE TABİİ OLAN BELGELER

488 Sayılı Damga Vergisi Kanunun ekli 1 sayılı tablosuna göre ‘‘Damga Vergisine Tabii Kağıtlar’’ başlığı altında, damga vergisine tabii belgeler tek tek sınırlı sayıda sayılmış olup, aynı zamanda belgelere uygulanacak oranlar da belirlenmiştir. 

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından Damga Vergisi Kanununun mükerrer 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak Kanuna ekli 1 sayılı tabloda yer alan kağıtlar için uygulanacak güncel damga vergisi oranları her yılsonu, bir sonraki yıla ait olmak üzere ‘‘Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği’’ adında yayımlanır. 

Örneğin; 2020 yılı için uygulanmak üzere yayımlanan 64 No’lu Genel Tebliğ uyarınca;

2.Ticarî işlemlerde kullanılan kâğıtlar    

1. Ticarî ve mütedavil senetler: 

  1. Emtia senetleri: 
  2. Makbuz senedi (Resepise)  
  3. Rehin senedi (Varant)  
  4. İyda senedi  
  5. Taşıma senedi  
  6. Konşimentolar  
  7. Deniz ödüncü senedi  
  8. İpotekli borç senedi, irat senedi  

Damga vergisi tahsil edilir.

KİMLER DAMGA VERGİSİ MÜKELLEFİDİR?

Kanun’un 3.maddesine göre; damga vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir. Burada bahsedilen kağıtlar kişiler arasında imzalanan ve damga vergisi kanunu ekli 1 sayılı tabloda belirlenen sözleşme ve senetlerdir. 

Maddenin devamında ise resmi daireler ile kişiler arasında imzalanan her türlü kağıt için mükellefiyetin sadece kişi üzerinde olduğunu belirtir. Bilindiği üzere vergi ödevi herkes tarafından yerine getirmesi gereken bir sorumluluk olmakla birlikte asıl amacı kamu giderinin sağlanmasıdır. Resmi dairelerin de kamu kurumu olduğu göz önüne alınırsa damga vergisi mükellefinin sadece kişiler olması kaçınılmazdır. 

‘‘…örgütsel yapısı kamu ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, kanunla kurulan ve bu örgütsel yapının organları da yine ilgili kurumda görevli kişiler tarafından oluşturulan Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün sahip olduğu yetki ve ayrıcalıklar da dikkate alındığında,kamu tüzel kişiliği özelliği taşıdığı ve alınan ihale kararlarının da damga vergisine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. 

Her ne kadar vergi mahkemesince 488 sayılı Yasa’ya ekli (1) sayılı Tablonun II/2 bendi uyarınca resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararlarının damga vergisine tabi olabilmesi için resmi daire ve kamu tüzel kişiliği koşulunun bir arada bulunması gerektiği, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün kamu tüzel kişiliğini haiz bulunmasına karşın ayrı tüzel kişiliğinden dolayı Damga Vergisi Kanunu kapsamındaki resmi dairelere dahil olmaması nedeniyle aldığı ihale kararının damga vergisine tabi bulunmadığı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verilmişse de; yukarıda açıklandığı üzere anılan Yasa değişikliğinin, özel sektör şirketleri dışında, devlet tüzel kişiliği içinde yer alan ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunmayan merkezi / genel idare kurumlarının yanı sıra, bu tüzel kişilik içinde yer almayıp ayrı kamu tüzel kişiliği bulunan idarelerin aldığı ihale kararlarını da kapsamaya yönelik olduğu dikkate alındığında vergi mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır. 

Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün resmi daire niteliğine sahip olmamakla birlikte kamu tüzel kişiliğini haiz bulunduğu, alınan ihale kararlarının damga vergisine tabi olduğu, ihale kararında imzası bulunmadığından ihale kararına ilişkin damga vergisinin mükellefi olmayan ancak ihale kararının tarafı olan davacının, yukarıda belirtilen mevzuat hükmü uyarınca sürekli damga vergisi mükellefiyeti gereği ihale kararına ilişkin verginin beyan edilmesinden ve ödenmesinden sorumlu bulunduğu anlaşıldığından, tahsil edilen verginin iadesine hükmeden vergi mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır. 

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, Ankara 6. Vergi Mahkemesi’nin 20/11/2013 tarih ve E:2013/1747, K:2013/1954 sayılı kararının bozulmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/01/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 

Danıştay 9.Daire 24.01.2018 tarihli E:2014/5305, K:2018/110 kararı’’  

Ayrıca yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen kağıtların vergisini, Türkiye’de bu kağıtları resmi dairelere ibraz eden, üzerlerinde devir veya ciro işlemleri yapanlar veya herhangi bir şekilde kağıtlardan faydalananlar öderler.

SÖZLEŞMELERDEKİ DAMGA VERGİSİ NASIL ÖDENİR?

Damga vergisinin iki şekilde ödenmesi mümkündür. Bunlardan birine ‘Nispi Ödeme’ denir ve kâğıt değeri üzerinden ek 1 sayılı tablo üzerinde belirtilen oranlarda örneğin binde 9,48 olarak hesaplanır. İkinci seçenek ise Maktu Şekilde ödemedir ve yine ek 1 sayılı tabloda belirlenen örneğin 30,70 TL olarak ödenir. 

Şayet sözleşmede değer belirtilmemişse damga vergisi maktu alınır, değer varsa nispi alınır.  

Damga vergisi basılı biçimde damga konulması, makbuz şeklinde veya istihkaktan mahsup edilerek ödenir. 

Damga vergisi, mükellefler tarafından Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’nın belirlediği ve mükellefin bağlı olduğu ilgili vergi dairelerine ödenir. Aynı zamanda bazı bankalar üzerinden de verginin ödenmesi mümkündür. Bu vergi vezneden ödenebileceği gibi aynı zaman GİB internet sitesi aracılığıyla yahut kullanılan bankanın kendi internet sitesi üzerinden de e-tahsilat şeklinde ödenebilir.

DAMGA VERGİSİNDEN MUAF BELGELER

Damga vergisine tabii kağıtlar kanunun 1 sayılı tablosunda sınırlı şekilde sayılmıştır. Aynı şekilde kanunun 2 sayılı tablosunda ise damga vergisinden muaf kağıtlar uzunca bir liste şeklinde sayılmıştır. Buna göre örneğin; 

  1. Resmi daireler arasındaki işlemleri kapsayan her türlü kağıtlarla bu dairelerin soruları üzerine kişiler tarafından yazılan cevaplar ve ekleri 
  2. Evlenme işlerinde kullanılan kağıtlar 
  3. Çiftçiler tarafından ziraî faaliyetleri ile ilgili olarak resmi dairelere verilen taahhütnameler 
  4. Yurt dışında hayatını kaybeden kişilerin cenazesinin Türkiye’ye girişi sırasında düzenlenerek gümrük idaresine verilen kâğıtlar 
  5. Kredi kartı üyelik sözleşmeleri 
  6. Yükseköğretim kurumlarınca yaptırılan bilimsel araştırma projeleriyle ilgili olarak düzenlenen kağıtlar 
  7. Organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde bulunan arsaların tahsisine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmeler ve taahhütnameler 
  8. Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında proje yürütücüsü sivil toplum kuruluşları ile bu projelere destek veren kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden muaftır. 

DAMGA VERGİSİNDE CEZA VE SORUMLULUK

Damga vergisinin ödenmemesinden veya eksik ödenmesinden dolayı alınması gereken vergi ve cezadan, mükelleflere yükleme hakkı saklı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur. Eğer kâğıt birden fazla kişi tarafından imzalanmışsa, imzacılar vergi ve cezanın tamamından müteselsilden sorumlu olurlar.  

Eğer damga vergisinden muaf kuruluşlarca, kişilerin ek 1 sayılı tabloda yer alan işlemlerle ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların imzasını taşıyan kağıtlarda ise verginin tamamı ilgili kişiler tarafından ödenir. Damga vergisinin hiç ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde kurumlar, kişilerle birlikte müteselsilden sorumlu olurlar.  

Resmî kurumlar veya noterler tarafından düzenlenerek kişilere verilen veya kurumlarda bırakılan ve Damga Vergisi hiç alınmayan yahut eksik alınan kağıtların vergisi mükelleflere, cezası ise düzenleyenlere yani resmi kuruma aittir. Vergi ve ceza, mükelleflere rücu hakkı saklı kalmak üzere, ilgili kağıtları düzenleyenlerden alınır. 

Resmî kurumların ilgili memurları ise kendilerine ibraz edilen kağıtların Damga Vergisinin ödenip ödenmediğini tespit etmekle, tutanak düzenlemekle ve vergi dairesine göndermeye mecburdurlar. 

Noterler ise damga vergisi ödenmemiş veya eksik ödenmiş kağıtları, vergi ve cezası ödenmedikçe onaylayamazlar, bunların suretlerini çıkarıp veremezler. 

Ayrıca damga vergisi ve cezasının tespitinde uygulanacak usul ve hükümler ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununa tabiidir.

DAMGA VERGİSİ ÖDEMEDEN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Damga vergisi, tıpkı diğer tüm vergiler gibi ilgili kanunla düzenlenmiş olup gündelik hayatta yahut iş hayatında herkesi etkileyen belirli birtakım sonuçlar doğurmaktadır. Damga vergisinin amacı kişiler arasında yapılan sözleşmelerin yahut kişiler ile resmî kurumlar arasında yapılan ve kanun kapsamına giren ilgili belgelerin Devlet nezdinde geçerli sağlanmasıdır. Damga vergisi ödenmeden önce mutlaka ilgili Kanun gözden geçirilerek ek 1 ve 2 sayılı tablolar gözden geçirilmelidir. Vergi ödevi, Anayasa’da düzenlenmiş olduğundan her mükellef vergisinden ve cezasından Anayasal ölçüde sorumludur. Başta Gelir İdaresi Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumlarla iletişim halinde olarak vergi ve cezalarınız konusunda daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz. Unutmayın ki, kamu hizmeti devletin yükümlülüğü ise vergi ödevi de vatandaşın yükümlülüğüdür